Karbon Ayak İzimiz

İnsan temelli faaliyetlerin saldığı sera gazları, üzerinde yaşadığımız yerkürenin yazgısını geri dönülmez bir şekilde etkilemekte olan iklim değişikliğine sebep oluyor. Karbon ayak izimiz bu soruna doğrudan veya dolaylı olarak ne kadar katkıda bulunduğumuzu ölçebiliyor. Kişisel ulaşım ve ısınmamızda kullandığımız petrol, doğal gaz, kömür gibi yakıtların ortaya çıkardığı CO2 gazı ile tükettiğimiz her ürünün üretim ve ulaşım sürecinde kullanılmış olan enerjinin sebep olduğu CO2 salınımı bizim toplam karbon ayak izimizi belirliyor. Bu farkındalığı edindikten sonra kendi payımızı azaltmak için gerekli önlemleri almak mümkün.

Bireysel olarak karbon ayak izimizi azaltmak icin en kolay önlem alabileceğimiz konulardan biri gıda tüketimimiz. Gıdanın uzun yolculuğunda (bir ürünün yetişmesi, hasatı, işlenmesi, paketlenmesi, nakledilmesi ve satışı sürecinde) harcanan enerjinin hesaplanması karmaşık. Fakat, basitçe tükettiğimiz ürünlerin menşeini kontrol etmek ve en yakında üretilmişini seçmek önemli bir fark yaratabilir.

EK BİÇ YE İÇ’te yerel ürünleri tercih etmekteki ısrarımızın temel nedenlerinden biri bu: karbon ayak izimizi mümkün olduğunca küçük tutmak için ciddi bir çaba harcıyoruz. Kendi mekânımızda yetiştirdiğimiz salata ve yeşillikler dışında tedarik ettiğimiz gıdaların üretim yerlerini önemsiyor, mesafe olarak Taksim’e en yakın olan çiftçi veya üreticilerden almayı tercih ediyoruz. Bu, aynı zamanda kullandığımız ürünlerin olabildiğince taze ve katıksız olmasına da olanak sağlıyor. Ve tabii böylece İstanbul içinde ve çevresinde üretim yapmayı başaranları da desteklemiş oluyoruz ve onların şehrimizde kalmalarıyla kazanan yine biz oluyoruz.  Bu yüzden menümüzde sizlere sunduğumuz ürünlerin menşeinden sürekli bahsediyoruz – hem tükettiğimiz gıdanın nereden geldiğini vurgulamak, hem de yerel üreticinin varlığının altını çizmek için. Ayrıca kahve, kinoa gibi yakınlarımızda yetişmeyen ürünlere menümüzde veya raflarımızda yer vermiyoruz.