Heveslerimiz

Yediklerimiz içtiklerimiz nereden geliyor, nasıl üretiliyor?

Bu soruların cevaplarını çok net bilmemiz gerekmiyor mu artık?  Sağlığımızı, hayat kalitemizi doğrudan etkileyen konular bunlar…

Olabildiğince yerel, mümkün olduğunca “organik”,  elimizden geldiğince sürdürülebilir üretim diyoruz.

Niye mi yerel? Çünkü yediğimiz sebzelerin, meyvelerin zamanından önce hasat edilmelerini, fosil yakıtlarıyla çevreyi kirleterek binlerce kilometre yol gelmelerini, bir de yolda bozulmasınlar diye ne olduğunu bilmediğimiz (veya gayet iyi bildiğimiz) kimyasallarla korunmalarını istemiyoruz. Niye mi yerel? Çünkü bu sebzeleri, meyveleri yetiştirenlerin hayatlarını bize yakın bir yerlerde kazanabilmelerini, bizim aramızda yaşayabilmelerini değerli buluyoruz; bunu desteklemenin sosyal dokumuzu zenginleştireceğine inanıyoruz.

Organik kelimesini bazen tırnak içine alıyoruz çünkü herkesin dilinde olan, içi boşalmış bir pazarlama taktiğinden değil, o sertifikanın amaçladığı hedeflerden bahsettiğimizi vurgulamak istiyoruz. Kimyasallar yoluyla genetiğiyle oynanmış tohum, kimyasallı gübre, kimyasal pestisit, kimyasal koruyucu kullanmadan, doğaya ve vücudumuza bile bile zarar vermeyecek şekilde üretilmiş sebzeler, meyveler yeme ve yedirme hevesindeyiz. Bu konu tavuk, yumurta, süt ve süt ürünleri için de geçerli.

Yaptıklarımızı sürdürülebilir şekilde yapma konusunda ısrar ediyoruz. Yarın aynı tadı alıp alamayacağımız endişesini yaratmadan üretmek, yarından çalmadan tüketmek istiyoruz.

Yaşadığımız mega şehirde bu hedeflere %100 ulaşamayacağımızın farkındayız. “Yerel” ve “organik” İstanbul şartlarında birbirleriyle çelişen kavramlar, biliyoruz. Ama şartları zorlamaktan başka çare olmadığını da görüyoruz; elimizden geleni yapmaya kararlıyız.

 

Karbon Ayak İzimiz

Yaşadığımız yerkürenin yazgısını dönülmez bir şekilde değiştirmekte olan iklim değişikligi sorununa, insan temelli faaliyetlerin sonucunda salınan sera gazları sebep oluyor. Bir yerden bir yere giderken, evimizde yaşarken ve her türlü tüketimimiz sonucunda harcadığımız enerjinin yani karbon ayak izimizin farkına varmak ve onu azaltmak için gerekli önlemleri almak mümkün. Ulaşımda mecbur kalmadıkça otomobil ve uçak kullanmamak, toplu taşıma ve bisikleti tercih etmek, meskenlerimizde yalıtım yapmak ve enerji tasarruflu makinalar kullanmak, alışveriş yaparken tükettiğimiz her şeyin üretim sürecinde enerji salınımı gerçekleştiğini hatırlayarak minimum ayak izine sahip olanını seçebiliriz.

Gıda tüketimimiz, karbon ayak izimizi azaltmak için kolaylıkla dikkat edebileceğimiz konulardan. Gıdanın uzun yolculuğunda (bir ürünün yetişmesi, hasatı, işlenmesi, paketlenmesi, nakledilmesi ve satışı sürecinde) harcanan enerjinin hesaplanması çetrefilli. Fakat tükettiğimiz ürünlerin menşeini kontrol etmek ve en yakında üretilmişini seçmek önemli bir fark yaratabilir.

EK BİÇ YE İÇ’te sorunun değil çözümün parçası olmak istiyoruz. Bu açıdan mal ve hizmet üretimlerimizi gerçekleştirirken karbon ayak izimizi minimumda tutmak için araştırıyor ve çaba harcıyoruz. Kendi mekanımızda yetiştirdiğimiz salata ve aromatik otlar dışında tedarik ettiğimiz gıdaların üretim yerlerini önemsiyor, mesafe olarak EK BİÇ YE İÇ’e en yakın olan çiftçi veya üreticilerden almayı prensip ediniyoruz. Bu yüzden menümüzde sizlere sunduğumuz ürünlerin menşeine yer veriyoruz. Hem tükettiğimiz gıdanın nereden geldiğini vurgulamak, hem de yerel üreticinin varlığının altını çizmek için. Ayrıca kahve, kinoa vb. memleketimiz ya da içinde bulunduğumuz kıtanın sınırları içinde yetişmeyen ürünlere menümüzde veya raflarımızda yer vermiyoruz.