EkBiç Ekibimiz
Renkli karakterlerden oluşan bir ekibiz.

Herbiri farklı arka planlardan gelen ufak ekibimizle şehirleri daha yaşanabilir kılmaya dair denemeler yapıyoruz. Üzerimizi ve ellerimizi kirletmekten büyük keyif alıyoruz. Kendimiz üretmekten, atık dönüştürmekten ve tohumdan yetiştirmekten epey heyecan duyuyoruz.

Haro Cümbüşyan bir sosyal girişimci. Ek Biç Ye İç’in kurucularından; kapı komşumuş collectorspace’in de. Şimdi Zürih’te yaşasa da çocukluğu gezi parkında oynayarak geçmiş. Buralar tekrar nasıl koşup oynanır hale gelir diye merak edenlerden.

Aycan Tüylüoğlu, genel koordinatörümüz. Aldığı biyoloji eğitimi ve işletmecilik deneyimlerinden sonra permakültüre gönül verenlerden. Ek Biç Ye İç’in işleyişi ve koordinasyonu kendisinden soruluyor.

Burcu Arıkan, permakültür tasarımcılarımızdan ve bir çok atölyemizin eğitmeni. Mantarlara olan özel ilgisiyle de, şehirde mantar yetiştirmek isteyenlerin bilir kişisi.

Mete Godollar, elinden her iş gelen tasarımcımız. Özellikle ahşapla arası epey iyi olan Mete hem restoranımızdaki mobilyalara hem hidroponik, aquaponik sistemlerimize şekil veriyor.

Bengisu Ecem Yıldız, bir diğer permakültür tasarımcımız. Tasarım eğitiminden sonra açık havada ve doğanın ritmine uygun bir şekilde çalışmayı hayal eden Bengisu, Burcu’yla birlikte şehirdeki bahçelerimizle ilgilenmeye devam ediyor.

Hedeflerimiz
Güzel bir yerlere gitmek için...

Bugünü keyifle yaşayalım.

İyi yiyelim, iyi içelim, güzel müzik dinleyelim, hoş sohbetler yapalım; doğaya yakın kalalım, doğadan beslenelim, doğada huzur bulalım.

Yarına bilinçli yaklaşalım.

Seçimlerimizi gelecekte daha iyi seçenekler yaratacak yönde kullanalım; yerel üretimi destekleyelim, savurgan tüketimin önüne geçelim; sosyal ve biyolojik çoksesliliği gözümüz gibi koruyalım.

Hepimiz kazanalım.

Sürdürülebilir olmak için para kazanalım, ama kâr etmek tek amacımız olmasın; üreticilerimize ve tedarikçilerimize de kazandıralım, müşterilerimize de ve belki çoğu varlığımızın farkında bile olmayacak hemşehrilerimizin tümüne de.

Beraber fark yaratalım.

Bir şeyler yapmak isteyenlere destek olalım, araştıralım, deneyelim; öğrendiklerimizi paylaşalım; minik hayalleri gerçek yapalım ve beraber daha büyük hayaller kuralım.

Karbon Ayak İzimiz
bir iz bırakmayı dileriz ama bu karbon ayak izimiz olmasın isteriz...

İnsan temelli faaliyetlerin saldığı sera gazları, üzerinde yaşadığımız yerkürenin yazgısını geri dönülmez bir şekilde etkilemekte olan iklim değişikliğine sebep oluyor. Karbon ayak izimiz bu soruna doğrudan veya dolaylı olarak ne kadar katkıda bulunduğumuzu ölçebiliyor. Kişisel ulaşım ve ısınmamızda kullandığımız petrol, doğal gaz, kömür gibi yakıtların ortaya çıkardığı CO2 gazı ile tükettiğimiz her ürünün üretim ve ulaşım sürecinde kullanılmış olan enerjinin sebep olduğu CO2 salınımı bizim toplam karbon ayak izimizi belirliyor. Bu farkındalığı edindikten sonra kendi payımızı azaltmak için gerekli önlemleri almak mümkün.

Bireysel olarak karbon ayak izimizi azaltmak icin en kolay önlem alabileceğimiz konulardan biri gıda tüketimimiz. Gıdanın uzun yolculuğunda (bir ürünün yetişmesi, hasatı, işlenmesi, paketlenmesi, nakledilmesi ve satışı sürecinde) harcanan enerjinin hesaplanması karmaşık. Fakat, basitçe tükettiğimiz ürünlerin menşeini kontrol etmek ve en yakında üretilmişini seçmek önemli bir fark yaratabilir.

EK BİÇ YE İÇ’te yerel ürünleri tercih etmekteki ısrarımızın temel nedenlerinden biri bu: karbon ayak izimizi mümkün olduğunca küçük tutmak için ciddi bir çaba harcıyoruz. Kendi mekânımızda yetiştirdiğimiz salata ve yeşillikler dışında tedarik ettiğimiz gıdaların üretim yerlerini önemsiyor, mesafe olarak Taksim’e en yakın olan çiftçi veya üreticilerden almayı tercih ediyoruz. Bu, aynı zamanda kullandığımız ürünlerin olabildiğince taze ve katıksız olmasına da olanak sağlıyor. Ve tabii böylece İstanbul içinde ve çevresinde üretim yapmayı başaranları da desteklemiş oluyoruz ve onların şehrimizde kalmalarıyla kazanan yine biz oluyoruz.  Bu yüzden menümüzde sizlere sunduğumuz ürünlerin menşeinden sürekli bahsediyoruz – hem tükettiğimiz gıdanın nereden geldiğini vurgulamak, hem de yerel üreticinin varlığının altını çizmek için. Ayrıca kahve, kinoa gibi yakınlarımızda yetişmeyen ürünlere menümüzde veya raflarımızda yer vermiyoruz.

Şehirde Yapabildiklerimiz

Permakültür bizi doğaya karşı değil doğayla beraber çalışmaya davet ediyor.  Şehirde verimli ve sürdürülebilir bir hayat kurmak istiyorsak ilk önce şehrin doğasını anlamamız ve onunla nasıl beraber çalışabileceğimizi çözmemiz gerekiyor.  EK BİÇ YE İÇ’te bizim hayalimiz İstanbul’u kocaman bir köy haline getirmek değil, onu yaşanır ve yaşayan bir şehir haline döndürmek.  Rezidansların, iş kulelerinin, alışveriş merkezlerinin, havaalanlarının şehrin doğasının bir parçası olduğunu anlıyoruz.  Ne yazık ki bunlardan bazıları şehri insanlar ve diğer canlılar için daha yaşanır kılmaya yönelik tasarlanmış olmayabiliyor.  Bizim yapabileceğimiz, bundan sonra inşa edilecekler konusunda sesimizi belki biraz daha fazla duyurmak ve inşa edilmiş olanları da mümkün olduğunca gelecek için iyi örnekler haline getirmek.  Bilinçli şehirliler zaten hangi yöne gidilmesi gerektiğinin farkında; biz de doğayla beraber çalışarak bu yönde daha hızlı ilerleyebilmek için permakültürden öğrendiğimiz bazı yöntemleri uygulamayı öneriyoruz.

Bu bağlamda çatı bahçeleri, yenilebilir şehir bahçeleri ve okul bostanları tasarlayıp, kurulumlarını yapıyoruz. Bizimle çalışmak isterseniz info@ekbicyeic.com’a fikrinizi anlatan bir mail atın, biz kolları sıvamaya hazırız.